Türkiye’de basın ve yayın sektöründe çalışan sayısının 100 bine yaklaştığını ifade eden Akalın, buna karşın yalnızca 18–20 bin civarında gazetecinin basın kartına sahip olduğunu söyledi. On binlerce gazetecinin resmî olarak tanınmadan, güvencesiz koşullarda görev yaptığını vurgulayan Akalın, bu gazetecilerin büyük bölümünün yerel basında ve sınır illerinde çalıştığını kaydetti.
Gazeteciliğin masa başında yapılan bir meslek olmadığını dile getiren Akalın, özellikle sınır bölgelerinde savaşlar, göç hareketleri, güvenlik gelişmeleri ve insani krizlerin yerinde takip edilmeden haberleştirilemeyeceğini ifade etti. Buna rağmen gazetecilerin mesleki görevlerini yerine getirirken yurt dışı çıkış harcı ödemek zorunda bırakıldığını belirten Akalın, yerel basında çalışan gazetecilerin çoğunun asgari ücret veya asgari ücrete yakın gelirle çalıştığını hatırlattı. Akalın, “Bir gazetecinin aldığı maaşla ay içinde birkaç kez sınır geçişi yapması ekonomik olarak mümkün değildir” dedi.
“Gazetecinin hareketliliğini kısıtlayan her uygulama halkın haber alma hakkını kısıtlar” diyen Akalın, gazeteciler için yurt dışı çıkış harcının tamamen kaldırılması ve özellikle sınır illerinde fiilen görev yapan gazetecilere kalıcı muafiyet tanınması gerektiğini söyledi.
Konuşmasında yerel basının içinde bulunduğu ekonomik zorluklara da değinen Akalın, Türkiye’de yayımlanan gazetelerin yüzde 90’ından fazlasının yerel gazeteler olduğunu, buna rağmen artan kâğıt, baskı ve dağıtım maliyetleri, azalan reklam gelirleri ve kesilen kamu abonelikleri nedeniyle yüzlerce yerel gazetenin kapandığını ya da dijital yayıncılığa geçmek zorunda kaldığını ifade etti. Yerel basın çalışanlarının fazla mesai ücreti alamadan, eksik sosyal güvenceyle ve sürekli iş kaygısı içinde çalıştığını belirtti.
Gazetecileri temsil eden bağımsız ve yasal bir basın meslek odasının bulunmamasını da önemli bir eksiklik olarak değerlendiren Akalın, bu durumun meslek standartlarının uygulanmasını zorlaştırdığını, basın kartı, ilan ve reklam süreçlerini keyfîliğe açık hâle getirdiğini söyledi. Fiilen çalışan on binlerce gazetecinin kamu kurumları nezdinde görünmez durumda olduğunu vurguladı.
Yerel basını zayıflatan her uygulamanın yerel demokrasiyi zayıflattığını ifade eden Akalın, çağrılarının net olduğunu belirterek; gazeteciler için yurt dışı çıkış harcının kaldırılmasını, sınır illerinde görev yapan gazetecilere özel ve kalıcı kolaylıklar sağlanmasını, yerel basına sürdürülebilir maddi destek mekanizmalarının oluşturulmasını, resmî ilan ve reklamların adil ve şeffaf biçimde dağıtılmasını ve bir basın meslek odasının hayata geçirilmesini istedi.
Konuşmasını, “Bu talepler kamuoyunun haber alma hakkının ve demokrasinin gereğidir. Haberin serbest dolaşımı demokrasinin nefesidir” sözleriyle tamamlayan Akalın, başta Edirne’deki basın emekçileri olmak üzere tüm basın çalışanlarını saygıyla selamladı.
