Kırkpınar Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği Kurucu Başkanı Hüseyin Erkin ve yönetim kurulu, 30 Haziran – 6 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek 664. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri öncesinde önemli açıklamalarda bulundu.
Derneğin 2000 yılında kurulduğunu ve 8 yıl boyunca başkanlık yaptığını belirten Erkin, “Kırkpınar’a sahip çıkmak için yola çıktık, ancak Edirne Belediyesi’nden yeterli desteği alamadık” dedi.
Kırkpınar’ın sadece bir güreş festivali değil, aynı zamanda Türk kültürünün canlı bir mirası olduğunu vurgulayan Erkin, “Antalya gibi şehirler, güreşi bir turizm unsuru haline getirdi. Edirne ise bu konuda geride kaldı” ifadelerini kullandı.
Geçmişte 15 gün süren şenliklerin şimdi 1 haftaya indirildiğini belirten Erkin, “Bu süre yeniden uzatılmalı. Ayrıca, Balkan ülkeleriyle ortak etkinlikler düzenlenerek bölge ekonomisine katkı sağlanabilir” dedi.
“DAVETLER SADECE PROTOKOLE DEĞİL, İŞ DÜNYASINA DA YAPILMALI”
Kırkpınar’ın sadece devlet erkanına değil, TÜSİAD, TOBB gibi ekonomik aktörlere de tanıtılması gerektiğini söyleyen Erkin, “İş insanlarının desteğiyle Kırkpınar, uluslararası bir marka haline gelebilir” dedi.
Erkin, Kırkpınar’ın yerel sahiplenmesinin azaldığına dikkat çekerek, “1969’da Babaeskili Nazmi Uzun başpehlivan oldu. 2004’te ise son yerli ağamız Mustafa Altunhan’dı. O tarihten beri bölgeden ne başpehlivan ne de ağa çıktı” diye konuştu.
“AĞALIK SADECE PARA YATIRMAK DEĞİL, SORUMLULUK ALMAKTIR”
Son dönemdeki ağaların Kırkpınar’ı yeterince tanıtmadığını savunan Erkin, “Ağalık müessesesi, sadece ihalede para yatırıp ‘görevim bitti’ demek değildir. Kırkpınar Ağası, bu kültürün temsilcisidir” dedi.
Yağlı Güreş Federasyonu’nun, ağaların geleneksel kıyafet giyme zorunluluğu getirdiğini hatırlatan Erkin, “Ancak son ağamız, bu kurala uymuyor. Kıyafetini giymek istemiyor. Hatta basına yansıyan açıklamalarında farklı bir yorum yaptı. Bunu kendisi açıklamalı” dedi.
Erkin, ağanın bu tutumunun Kırkpınar geleneğine aykırı olduğunu da belirterek, “Ağa, gittiği her yerde kırmızı cübbe, yelek ve şalvar giyerek Kırkpınar’ı temsil etmeli. Bu bir zorunluluk değil, tarihi bir sorumluluktur” ifadelerini kullandı.
Edirne Belediyesi’nin, güreşlerdeki tüm masrafları üstlenmesini eleştiren Erkin, “Pehlivanların konaklama ve yemek giderleri karşılanabilir, ancak federasyon yetkililerinin masrafları neden belediyeye yükleniyor? Bu bir organizasyon disiplini meselesidir” dedi.
“5 YILLIK MASTER PLAN ŞART”
Erkin, son olarak Edirne Valisi Yunus Sezer’in liderliğinde, belediye ve paydaşlarla 5 yıllık bir master plan hazırlanması çağrısı yaptı: “Kırkpınar’ın geleceği, açık bir stratejiyle belirlenmeli. Bu plan, kamuoyuyla paylaşılmalı.”
664.Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, bu yıl 30 Haziran – 6 Temmuz tarihlerinde Edirne’de düzenlenecek. Ancak Erkin’in açıklamaları, festivalin sadece bir spor organizasyonu değil, kültürel mirasın yaşatılması gereken bir değer olduğunu bir kez daha hatırlattı.
“TRAKYA’DAKİ BELEDİYELER TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYMALI”
Erkin, “Edirne Belediyesi bu organizasyonun ev sahibidir ama Trakya’daki diğer belediyeler de bu işe ortak olmalı. Bu yalnızca güreş sahasıyla ilgili değil; aynı zamanda kültürel mirasın yaşatılması, bölgeye ekonomik katkı sağlanması ve gençlerin teşvik edilmesi açısından da kritik bir mesele” dedi.
Yağlı Güreş Ligi sistemiyle birlikte Kırkpınar’a katılacak pehlivan sayısının sınırlandırılmasının büyük bir hata olduğunu savunan Erkin, bu durumun genç güreşçilerin çayıra çıkma hayalini gölgelediğini belirtti.
“Eskiden Kırkpınar Çayırı’na gelen her genç pehlivan büyük bir onur yaşardı. Bugün ise 40 başpehlivanla sınır koyuyoruz. İlk 64’e girme zorunluluğu gibi teknik düzenlemeler bu kültüre zarar veriyor. Kırkpınar çayırına çıkmak isteyen herkese fırsat tanınmalı. Gerekirse güreş süresi 2,5 değil, 4 güne çıkarılmalı.”
Erkin ayrıca, güreşlerin seyir zevkinin düştüğünü, teknik puanlamaların yerine geleneksel oyunların ve güreş taktiklerinin öne çıkması gerektiğini belirterek, kuralların gözden geçirilmesini önerdi.
Sarayiçi çevresindeki ulaşım sorunlarına da değinen Erkin, özellikle yoğunluk anlarında giriş ve çıkışların büyük sorun yarattığını söyledi. “Kanuni Köprüsü sadece giriş için kullanılmalı, çıkış ise Saraçhane’den mavi seddeye yönlendirilmeli” diyen Erkin, Tunca üzerindeki bir kolun üzerine yeni bir köprü yapılmasını ve 30 dekarlık alanın otoparka dönüştürülmesini önerdi.
