Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ilgın’dan “gelir sigortası” önerisi

Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Egemen Ilgın, yüksek girdi maliyetleri, ayçiçeğinin en az savunma sanayi kadar önemli bir milli ürün olduğunu vurgulayarak, Ayçiçeği fiyatlarının artık sadece ulusal kurumların değil dünya konjonktürünün de etkisi altında olduğunun altını çizdi. Ilgın, “Biz çiftçimizi kuraklık gibi doğal afetlere karşı sigorta sistemiyle koruyoruz. Ancak piyasa dalgalanmalarına karşı da korumamız gerekiyor. Bunun için önerim, gelir sigortası sistemi. Bu sistemde, ayçiçeği gibi ürünlerin ortalama maliyeti çıkarılır, üzerine makul bir kar payı konur ve bir gelir eşiği belirlenir” dedi.

Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler

 

Trakya Yağlı Tohumlar Satış Kooperatifleri Birliği (Trakya Birlik), bu yıl aşırı sıcaklar ve yetersiz yağış nedeniyle erken başlayan hasat sürecinde 7 Temmuz’da duyurduğu ton başına 28 bin TL’lik avans fiyatının ardından kesin fiyatı belirledi. Birlik, yüzde 44 yağ oranına sahip ayçiçeği için ton başına 33 bin TL kesin alım fiyatı açıkladı. Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı ve Edirne Belediyesi Tarımsal Hizmetler Müdürü Egemen Ilgın, açıklanan fiyatı değerlendirerek üreticilerin sorunları ve çözüm önerilerine dikkat çekti.

Egemen Ilgın, basına yaptığı açıklamada, “Trakya Birlik’in ayçiçeği yağında yaptığı fiyat düzenlemesi üzerine birkaç değerlendirme yapmak istiyorum. Öncelikle üreticilerimize hayırlı olsun. Aldıkları paranın değerini görsünler, bereketini görsünler. Trakya Birlik, bizim dedelerimizin kurmuş olduğu bir kuruluş. Bugünkü yapısıyla gerek ekonomik gücü gerekse teşkilatlanmasıyla Türkiye’nin önde gelen kooperatiflerinden biri. Her zaman olduğu gibi imkanları dahilinde çiftçimizin yanında olmaya çalışmıştır. Ancak bu yıl yaşanan tablo, fiyat konusu bakımından Trakya Birlik’in de ötesine geçen bir boyuta ulaştı. Hepimizin bildiği gibi afet düzeyinde bir kuraklık yaşandı. Bunun yanı sıra hasat döneminde ithalatla ilgili gelişmeler de gündeme geldi. Tüm bu etkenler sonucunda çiftçimizin büyük kısmı ürününü serbest piyasada içinin sinmediği fiyatlarla satmak zorunda kaldı. Bugün itibariyle de zaten hasat tamamlanmış durumda. Burada şunu vurgulamak isterim: Ayçiçeği fiyatının belirlenmesi artık kurumların veya bölgesel aktörlerin ötesine geçmiş bir mesele. Küresel ölçekte değerlendirilmeli” dedi.

‘AYÇİÇEĞİ, SAVUNMA SANAYİ KADAR ÖNEMLİ’

Çiftçilerin en temel sorununun yüksek girdi maliyetleri olduğuna dikkat çeken Ilgın, “Çiftçinin en temel sorunu, girdi enflasyonunun çok yüksek olması. Mazottan gübreye, tarımsal ilaçlardan sulama giderlerine kadar her kalem sürekli artıyor. 2015 yılından bu yana mazot fiyatları 12 kat artmış durumda. Buna karşılık çiftçinin ürettiği ürünlerin fiyatı bu ölçüde yükselmedi. Gübre neredeyse borsa gibi sürekli yukarı gidiyor. Tarım ilaçlarının çoğu ithalata bağımlı ve dövize endeksli. Dolayısıyla fiyatları da artıyor. Bu şartlarda çiftçinin para kazanması mümkün olmuyor. Ayçiçeği ise milli bir ürün. Ülkenin güvenliği için savunma sanayisi ne kadar önemliyse, gıda güvenliği açısından ayçiçeği üretimi de o derece önemlidir. Çünkü Türkiye kendi kendine yetemiyor. Kendi ihtiyacını karşılayamadığı için her zaman dışa bağımlı hale geliyor. İthalat yapılmadığı zaman içeride fiyatlar yükseliyor, bu da enflasyonu artırıyor. Dolayısıyla ithalat baskısı fiyatları belli bir düzeyde tutuyor ama çiftçiyi mağdur ediyor” diye konuştu.

Çiftçinin ekim yapıp yapmama konusunda kararsız kaldığını belirten Ilgın, tarımsal sulamanın önemine vurgu yaparak, “Çiftçi bugün ekim yapıp yapmama konusunda kararsız. Çünkü verim çok düşük, girdi maliyetleri çok yüksek. Tarımsal sulama yatırımlarının artırılması bu noktada kritik önem taşıyor. Ayçiçeğine bir kez bile su verebilmek verimi ciddi şekilde yükseltiyor. Bu, hem ülkenin yağ açığını kapatmak hem de çiftçinin gelirini artırmak açısından çok önemli” şeklinde konuştu.

‘HASAT DÖNEMİNDE İTHALAT GÜNDEME GELMEMELİ’

İthalat politikalarının fiyatlar üzerindeki etkisine dikkat çeken Ilgın, “İthalat meselesine de değinmek istiyorum. Hasat döneminde ithalat izinlerinin çıkması veya bu konuda açıklamalar yapılması fiyatları olumsuz etkiliyor. İthalat kesinlikle sadece sezon sonu açılmalı, hasat döneminde ithalat gündeme gelmemeli. Bu durum çiftçinin emeğini değersizleştiriyor” ifadelerini kullandı.

‘GELİR SİGORTASI SİSTEMİ’ ÖNERİSİ

Avrupa’daki çiftçilerin daha güçlü destek mekanizmalarıyla üretime devam ettiğini belirten Ilgın, “Avrupa’dan örnekler de dikkate alınmalı. Avrupalı çiftçi daha ucuza üretiyor, daha çok üretiyor ve üretimden vazgeçmiyor. Neden? Çünkü onların üretim maliyetleri bizden düşük ve destekleme mekanizmaları çok daha güçlü. Bizim çiftçimiz ise önünü göremiyor. Ayçiçeği fiyatı üç ay sonra ne olacak bilmiyor. Hasat döneminde bile aynı yağ oranına sahip ürün birkaç gün arayla farklı fiyatlardan satıldı. Bu belirsizlik çiftçiyi ekimden soğutuyor. Biz çiftçimizi kuraklık gibi doğal afetlere karşı sigorta sistemiyle koruyoruz. Ancak piyasa dalgalanmalarına karşı da korumamız gerekiyor. Bunun için önerim, gelir sigortası sistemi. Bu sistemde, ayçiçeği gibi ürünlerin ortalama maliyeti çıkarılır, üzerine makul bir kar payı konur ve bir gelir eşiği belirlenir. Örneğin ayçiçeğinde bu 33 TL olabilir. Eğer piyasa bu rakamın altında oluşursa, çiftçiye fark ödemesi yapılır. Enflasyon nedeniyle girdi fiyatları çok yükselirse yine destek verilir. Böylece çiftçi önünü görür, planlamasını yapar. En azından ‘Seneye ürünümü en az şu fiyata satacağım’ diyebilir” açıklamasını yaptı.

Ayçiçeği fiyatlarının artık sadece ulusal kurumların değil dünya konjonktürünün de etkisi altında olduğunu vurgulayan Ilgın, “Bu yıl yaşananlar bize gösterdi ki fiyat tartışmaları artık sadece bir kooperatifin, TMO’nun ya da ülkenin sınırları içinde çözebileceği bir konu olmaktan çıktı. Ukrayna ve Rusya’daki gelişmeler ithalatımızı engelleyebiliyor, fiyatları anında etkileyebiliyor. Dolayısıyla biz de dünya konjonktürünü dikkate alarak üreticiyi üretimden vazgeçmeyecek şekilde desteklemeliyiz” dedi.

‘KANOLAYA CİDDİ BİR YÖNELİM VAR’

Fiyat tartışmalarının dünya piyasasıyla bağlantılı olduğunu söyleyen Ilgın, “Bu yıl yaşananlar bize gösterdi ki fiyat tartışmaları artık sadece bir kooperatifin, TMO’nun ya da ülkenin sınırları içinde çözebileceği bir konu olmaktan çıktı. Dünya piyasalarıyla bağlantılı. Ukrayna ve Rusya’daki gelişmeler ithalatımızı engelleyebiliyor, fiyatları anında etkileyebiliyor. Dolayısıyla biz de dünya konjonktürünü dikkate alarak üreticiyi üretimden vazgeçmeyecek şekilde desteklemeliyiz. Şu anda bölgemizde kanolaya ciddi bir yöneliş görüyorum. Bu da ayçiçeği ekim alanlarının azalmasına neden oluyor. Oysa ayçiçeği yağı, mutfaklarımızın vazgeçilmez temel ihtiyaçlarından biri. Vatandaşın da bu ürüne uygun fiyatlarla ulaşabilmesi gerekiyor. Dolayısıyla bu mesele sadece bir fiyat tartışması değil; tarımsal üretimin, gıda güvenliğinin, çiftçinin geleceğinin ve ülke ekonomisinin bütün yönleriyle değerlendirilmesi gereken bir konu. Benim önerim, gelir sigortası sisteminin ülke tarım politikalarında gündeme alınmasıdır. Böylece çiftçi belirsizlikten kurtulur, üretim planlamasını güvenle yapar ve ayçiçeği üretiminden vazgeçmez” dedi.