Selimiye Camisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınma sürecinde alan başkanlığı görevini yürüten Döleneken, düzenlediği basın toplantısında kent gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda Selimiye Camisi restorasyonu, Kırkpınar Er Meydanı ve Edirne Sarayı’ndaki çalışmalar ele alındı.
Selimiye Camisi’ndeki restorasyon sürecinde yaşanan hukuki ve teknik tartışmaların önemli sonuçlar doğurduğunu ifade eden Döleneken, özellikle kubbe içindeki kalemişlerine ilişkin alınan kararın uygulamaya geçmemesinin olumlu olduğunu söyledi. Sürecin kamuoyunda yeterince tartışılamadığını belirten Döleneken, “Türkiye genelinde ciddi tepkiler oluştu ancak Edirne’de bu konu geri planda kaldı. Tartışmalar sayesinde bazı uygulamalar askıya alındı ve doğruyu yeniden değerlendirebilmek için zaman kazanıldı” dedi.
“RESTORASYON GİZLİ KAPAKLI YÜRÜTÜLMEMELİ”
Restorasyon çalışmalarında şeffaflık eksikliği olduğunu savunan Döleneken, Selimiye gibi evrensel değere sahip bir yapının aceleyle yenilenemeyeceğini vurguladı. “Dünyada hiçbir nitelikli restorasyon hızlı yapılmaz. Gerekirse 20 yıl sürer ama doğru yapılır” diyen Döleneken, Notre Dame Katedrali örneğini hatırlattı. Fransa’da restorasyon sürecinin ilk günden itibaren kamuoyuna açık yürütüldüğünü belirten Döleneken, “Biz ise Selimiye’de ve Edirne Sarayı’nda ne yapıldığını ancak açılışta göreceğiz” ifadelerini kullandı.
“BU BİR ANIT AYDINLATMASI DEĞİL, HASTANE IŞIĞI”
Selimiye Camisi’nde kullanılan beyaz ışık aydınlatmayı sert sözlerle eleştiren Döleneken, bu tercihin mimariyi görünmez kıldığını söyledi. Bir aydınlatma uzmanına da danıştığını aktaran Döleneken, “Bana bunun hastane ışığı olduğunu söyledi. Batı’daki anıtsal yapılarda beyaz ışık kullanılmaz. Selimiye doğru aydınlatıldığında geceleri de etkileyici olur. Ancak bu ışıkla yapıyı değil, sadece parlayan bir yüzeyi görüyorsunuz” dedi. Aydınlatma kararlarının uygulamaya geçmeden önce kapsamlı şekilde tartışılması gerektiğini vurgulayan Döleneken, uygulamanın yeniden gözden geçirilmesini umduğunu dile getirdi.
“KIRKPINAR’IN YERİ DEĞİŞSE DE UNESCO STATÜSÜ ETKİLENMEZ”
Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nin yapıldığı Er Meydanı’nın taşınmasıyla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Döleneken, bu durumun UNESCO açısından bir tehdit oluşturmadığını söyledi. UNESCO listesine giren unsurun güreşler değil, Kırkpınar Festivali olduğunu hatırlatan Döleneken, “Festivalin ruhu; ritüelleri, peşrevi, kispeti, davul-zurnasıdır. Bunlardan biri zarar görürse asıl tehlike o zaman başlar” diye konuştu.
